Sabahın erken saatlerinde, 07:30'da Kızılay’dan başlayacak olan bu tarihi keşif turuna hazır olun. Rüzgar gibi Eskişehir’e doğru yola çıkarken, yolculuğumuzun her anı bir başka zaman diliminde kaybolmamıza neden olacak. Eskişehir, tarihiyle ve kültürüyle adeta bir açık hava müzesi gibi bizi karşılıyor.
İlk durağımızda, Sivrihisar’ın mistik sokaklarında, Gönül Dağı dizisinin çekildiği yerleri keşfe çıkıyoruz. Bu kasaba, geleneksel Türk köy hayatını ve Anadolu'nun derin tarihini içinde barındıran bir film seti gibi karşımıza çıkıyor. Kısa bir fotoğraf molası verirken, bu büyülü ortamın her köşesinin sırrını içimize çekiyoruz.
Sonrasında, Eskişehir’e doğru yolculuğumuza devam ediyoruz. İlk ziyaret noktamız, modern ile gelenekselin kusursuz bir birleşimi olan Sazova Bilim, Sanat ve Kültür Parkı. Burada nostaljik bir trene binip, masal şatosunun kapılarından içeri adım atıyoruz. Korsan gemisinin denizlerinde yol alırken, su altı dünyasında kayboluyor ve bilim merkezinin büyülü atmosferinde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Miniatürk'te Türkiye'nin tarihi simgelerinin minyatürlerini keşfederken, Nasrettin Hoca'nın felsefesiyle bir kez daha buluşuyoruz.
Gezimize devam ederken, TÜLOMSAŞ Fabrikası’na ulaşıyoruz. Burada, 1961 yılında, Türk mühendislerinin gururla geliştirdiği Devrim arabasını görüyoruz. Bu arabayla, Cumhuriyet’in ilk otomobilinin tarihsel önemine tanıklık ederken, yılların ötesine geçiyoruz. Bu adım, bizi Türkiye'nin sanayi devriminde bir kilometre taşına götürüyor.
Eskişehir’in kalbinde, şehrin simgelerinden olan Porsuk Çayı’nın kıyısında keyifli bir mola veriyoruz. Çayı boyunca yapacağımız tekne turunda, şehrin Venedik benzeri görüntüsünü, suyun sakin yüzeyinden izleyerek Eskişehir’in ruhunu daha yakından hissediyoruz. Ardından, geleneksel çi börek ile Kırım Tatar mutfağının derinliklerine yolculuk yapıyoruz. Yüzyıllar öncesine dayanan bu tat, hem damağımızda hem de hafızamızda iz bırakıyor.
Turumuza devam ederken, Türkiye'nin Madam Tussaud’u olarak bilinen Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'ne geçiyoruz. Burada, Atatürk’ten dünya çapında ünlü isimlere kadar 160’dan fazla balmumu heykel, tarihsel figürlerle adeta karşılıklı bir zaman yolculuğuna çıkmamıza olanak sağlıyor. Geriye sadece hayranlıkla bakmak kalıyor.
Bir sonraki adımda, Odunpazarı Evleri'nin rengarenk sokaklarında gezerek, Osmanlı’dan günümüze kalan bir zaman diliminde kayboluyoruz. Eskişehir’in geleneksel el sanatlarının sergilendiği Atlıhan Tarihi Çarşısı’nda, eski tüccarların ve sanatçılarının dünyasına adım atıyoruz. Atlıhan’da tüccarların atları için barınak, bugün ise sanatseverlerin buluşma noktası olmuş durumda.
Geziyi, Kurşunlu Camisi ve Külliyesi'nde manevi bir yolculuğa çıkarak tamamlıyoruz. Bu kutsal alan, Eskişehir’in medeniyetle buluştuğu önemli merkezlerden biriyken, cam üfleme sanatının inceliklerine dair bir gösteri izlerken, Eskişehir’in kültürel zenginliğine bir yenisi ekleniyor. Son olarak, şehri sembolize eden Lüle Taşı Müzesi'nde, dünya çapında sadece Eskişehir’de çıkarılan bu özel taşlardan yapılmış eserleri keşfederek, doğanın sanatla buluştuğu bu nokta ile gezimizi noktalıyoruz.
Tüm bu tarihî ve kültürel keşiflerin ardından, dolu dolu geçen bu eşsiz turu sonlandırıyor ve Ankara’ya dönüş yoluna çıkıyoruz. Her anı bir başka hikaye ile dolu olan bu gezi, zihnimizde derin izler bırakacak.
Hareket Noktaları:
- Kızılay AVM (Ofis) Önü: 07:30
- Milli Kütüphane: 07:35
- Armada AVM: 07:40
- Ümitköy Köprüsü: 07:50
- Polatlı: 08:40
Bu yolculuk, sadece bir şehir gezisi değil, Anadolu'nun köklerine, kültürüne ve tarihlerine yapılan unutulmaz bir yolculuk olacak. Hazır olun, Eskişehir'in gizemli dünyasına doğru merak uyandıran bir keşfe çıkıyoruz!